14 03 2015

Kendimi tanıyamıyorum

Bazen söylenecek tek bir söz bile kalmıyor geriye. Geçmişe baktığınızda yaşadığınız hiçbir anı size ait değilmiş gibi geliyor. Bomboş kalıyor içiniz. Duygularınız nereye gitmiş bilemiyorsunuz. Dudaklarınız kıvrılıyor, ağzınız açılıyor, ses telleriniz hareket ediyor, kollarınız havaya kalkıyor belki de bacaklarınız aralanıyor. Ama bu yaptıklarınızda duygularınız yoksa o zaman durum nedir ki? Daha doğrusu ne kadarını siz yapıyorsunuz ki? Bunu hiç düşündünüz mü? Bedeninizin içinde hapsolduğunuzu? Dışa vuramadığınız öfkenizi? Bilmiyorum ama ben bu aralar her şeye herkese öfkeliyim. Boşluk hissinin yanında tek hissedebildiğim öfke. Bilmiyorum bu kadar öfkeyi nasıl içimde barındırdığımı? Ne kadar zamandır öfkeli olduğumu. Kendime, insanlara, hayata.  Düşünüyorum. Ben ne zaman bu kadar değiştim. Ne zamandan beri kendimi tanıyamıyorum? Ne zaman kendime bu kadar yabancılaştım? Kontrol bende değilmiş gibi hissediyorum. Bomboş yaşıyorum, yaşamak için yaşıyorum sanki. Emir komuta işliyor bende herşey şu sıralar. Kendim karar vermiyorum. Sanırım karar vermeyi bıraktım. Artık savaşmaktan çabalamaktan yoruldum. 22 yaşındayım ve hayattan yorulduğumu söylüyorum ne kadar garip değil mi? Diyeceksiniz ne yaşadın ki neyden yoruldun. Ben saçma sapan bir hayat yaşadım, yaşıyorum, yaşayacağım. Biraz çabalasam keşke, ama içimde çabalamak için bir istek yok. Her zaman o her şeye diklenen savaşan kızlardan olmak istedim. Aslında dışarıya da öyle gösteriyorum. Cesur, kendinden emin, her şeye katlanabilen, her şeyin üstesinden gelen hatta gamsız biri olarak gösteriyorum kendimi. Ama bu ben değilim. Ya da ben miyim bilmiyorum. Ben hiçbir şey bilmiyorum bu aralar. Kendimi tanıyamıyorum. Tanımlayamıyorum. Yok yere üzgünüm. Aslında çıldırmak üzereyim. Biri... Devamı

01 12 2014

Sen Hep Aklımdasın

Seni düşünüyorum. Her zaman aklımdasın, alkollü alkolsüz fark etmiyor. Seninle konuşasım var, senden başka kimse anlayamaz beni. Seni sana anlatmak istiyorum. Bir de benden dinle kendini, belki o zaman seversin.  Bilmiyorum neden böyleyim. Aslında her şey bıraktığın gibi.. Hala aynı benim. O yaşından olgun, hırpalanmış, kendine sığınacak liman arayan o küçük kadın. Artı birim var sadece. O da varlığı yokluğu bir olan, ara sıra hayatıma uğrayan bir sevgili! Ne kadar sevgili denirse işte. Senden sonra bir dalım olmalıydı yoksa içimdeki boşluğa düşerdim. Kendimi alkol şişelerinin dibinde, Kızılay'ın sokaklarında kaybederdim. Belki de başka adamların kollarında... Yine de seninle konuşasım var, bilmiyorum neden bu kadar diretiyorum? Sadece senin beni anlayacağını düşünüyorum. Bana bir rakı sözün vardı, hatırlar mısın bilmem ama bir ara yapalım onu. Sana demiştim ya kötü olduğunda arayabilirsin diye siktir et onu, sen beni kötü olmadan ara olur mu? Çünkü senin beni aramana ihtiyacım var, ben arayamıyorum. Kendimi ezip arayamıyorum işte, yapamıyorum. Biliyorum ararsam sana yenik düşeceğimi... Sende bıraktığım kendimi daha fazla aratmadan bul beni. Çünkü huzurumu da sende bırakmışım, gülüşlerimi de. Gel beni benden kurtar, ben artık yapamıyorum. Aşık değilim sana deli divane, beni yanlış anlama. Ama her şey de aşk değil ki bu Dünya'da. Bazen bir gülüş, bir sarılma ve huzur yeterli olur. İşte ben senin kollarında huzuru bulmuştum ve kaybettiğimin farkına vardığımda çok geçti. Artık çok geç.  Seni aramamak için ortada bir sebepte yok. Ben sadece yorulmuştum ama şimdi dinlendim ve tekrar seninle yorulmaya hazırım. Peki ya sen bende dinlenmeye hazır mısın? Benimle sorunlarını paylaşmaya? Bilmiyorum. Sana parmaklarım kanayana kadar yazasım var. Ç&uu... Devamı

17 11 2014

Uzun lafın kısası...

Nasıl başlasam bilmiyorum, karşımda sen varmışsın gibi hissediyorum. Elim ayağıma dolaşıyor, dilim damağım kuruyor, kelimeleri birleştiremiyorum aklımda. Ağzımı açsam saçmalayacakmışım gibi geliyor. Büyük ihtimalle de saçmalarım zaten. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ne düşüneceğimi bilmiyorum ama şunu biliyorum ki çivi çiviyi sökmüyormuş. Başkası değil yanımda olması gereken, sensin. Başka biri çözüm değil. Keşke biraz olsun benim gibi düşünebilseydin, bir kez benim yerimde olsaydın. Sen ne yapacağını bilebilir miydin? Ah, üzgünüm sen 'sevme' işlerine karışmak istemiyordun, 'kafaya iş vermeden' yaşardın sen. Nasıl unuttum, çünkü sen ilerisini düşünmezsin, sen anı yaşarsın. Böyle dememiştin en son. Ne ben senin doğru zamanını yakalayabildim ne de sen benim doğru zamanımı yakalayabildin. Büyük ihtimalle yanlış olduğumuzdandır. Lafı biraz daha uzatırsam toparlayamayacağım. Kısaca sana söylemek istediğim bir şey var. Özledim!  Devamı

29 10 2014

Teşekkür Ederim

Bugün uzun bir ara sonra seni dinlemeye geldim, ama zamanım sınırlı olduğu için dinleymedim. Geldiğimde bilgisayarıma indirdiğim şarkılarını indirdim. Arda arda dinliyorum. Amacım kendime acı çektirmek sanırım. Özlemişim seni görmeyi.. Sen beni gördün mü bilmiyorum. Selam vermemen bir yandan iyi bir yandan kötü. Beni bu kadar çabuk mu unuttun diye düşündüm önce. Bir sıkıntı kapladı içimi ama sonra dedim ki görüpte selam vermedi, beni üzmek istemiyor sanırım. Belki de umrunda değildim. Bilmiyorum. Ama yüzünü güldüren başka birini bulmana sevindim. Ben kin tutabilen bir insan değilim biliyorsun. Diyeceksin şimdi niye bana kin tutasın ki? Sen bitirmedin mi aramızdakini diye. Haklısın ben bitirdim. Bitmesi gerekiyordu, çünkü artık acı veriyordu. Böylesi daha iyi. Uzaktan bakmak. Ben denedim en azından.. Senin yanında olmayı, seni sevmeyi, seni anlamayı... Senin deneyip denemediğini bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var ki biraz daha zaman geçtiğinde beni özleyeceksin. Sana cevap vermeyeceğim. Seninle olmayacağım ama sen hep benimle olacaksın. Sesin hep benimle. Sanırım zaman geçtikçe dokunuşunu, tenini unutacağım, ama yüzünü, sesini, mimiklerini asla unutmayacağım. Sen unutmak istemediğim bir parçamsın. Bunları yazarken bile seni dinliyorum. Bugün bir kez daha iyi ki dedim. İyi ki seni tanımışım. İyi ki hayatıma girmişsin. İyi ki hayatıma dokunmuşsun. Teşekkür ederim. Devamı

04 10 2014

Başka Bir Hoşçakal.

Bazen sadece kabullenmek gerekir. Bittiğini, gittiğini, olmayacağını... İnsan kabullendiğinde daha az acı çekiyor. Zorlamamak lazım, en kısa sürede kabullenmek lazım. Bitmiştir, kalmamıştır. Benim yaptığım gibi. Artık kabullendim. Olmayacak, aslında hiçbir zaman olmayacaktı. Boş yere bekledim. Beklerken güzel zamanlarda geçirdim. Unutamayacağım anılara birkaç yeni anı daha ekledim. Elimde kalan yine anılar var. Allah'tan bu sefer beraber fotoğraflarımızda var. Ohh kendime güzel güzel acı çektirebilirim. Açarım birbirimize adadığımız şarkılarımızı, fotoğrafları da açtım mı tamamdır, tabii bir de bir rakı açarsam değmeyin keyfime. İşte oracıkta acıdan ölebilirim. Ama zaman geçtiğinde fotoğraflarımıza güzel gözle de bakabilirim. Şu an o an değil. Biraz canımın acıması lazım seni de gömebilmek için. Ehh hayat hep böyle değil mi? Aşklar da insanlar gibi değil mi? Doğar, büyür ve ölür. Doğduk, büyüttüm ve öldürüyorum. Sen ise hiçbir şey yapmadın gülümsemekten başka. Ben hep içimde büyüttüm ve öldürüyorum.  Hayatım boyunca hep tek taraflı sevdim ve sevildim. Hiçbir zaman ortak bir yolda kesişmedi sevgilerim. Bu da belki benim cezam. Azılı bir katil oldum sayenizde, teşekkür ederim, üçünüze de. Hep çok sevdim, içimde tuttum. Ne zaman dışa vursam öldürmek zorunda kaldım içimdeki sevgiyi, içimde. Ama Sezen Aksu'nun da dediği gibi daha fazla tükenmeye takatim yok. Çok tükendim. Hep denedim, hep yoruldum. Ama artık hiçbir şey kalmadı içimde. Düz bir hayat istiyorum. İşte şu anda beni anlatan en iyi şarkı karşınızda. Bu yazıyı okurken de Sezen Aksu - İkili Delilik'i dinlerseniz beni anlayabilirsiniz ve kendinizden bir şeyler bulabilir... Devamı

29 09 2014

Söz Verdim Sana

Eğer gitmemiş olsaydın elimde kalan eski bir telefon numarası ve anılar olmazdı. Mesela el ele uyurduk, gülerdik, ağlardık. Ama gitmemiş olsaydın ben büyüyemezdim hep küçük bir kız çocuğu kalırdım. Senin gidişin öyle bir büyüttü ki beni, şimdi beni görsen şaşarsın. Bir gün karşılaşsak diyorum sence ne olur? Birbirimize öylece bakar mıyız? Ya da ne biliyim yolumuzu falan mı değiştiririz? Gülümser miyiz? Bilmiyorum, bilmemek acı veriyor. Özellikle de Ezgi'nin Günlüğü'nden  Sigaramın Dumanına Sarsam'ı dinlediğimde. İçim çok acıyor biliyor musun? Bence bilmiyorsun. Sahi verdiğimiz sözü tutuyor musun? Hangisi deme sakın. Birbirimizi hiç unutmayacaktık. Evlensek bile hep birbirimizin hayatının aşkı olacaktık. 3 yıl geçti aradan ben unutmadım, aslında seninle alakalı hiçbir saniyeyi unutmadım. Ben kimseyi öyle sevemedim, sevemeyeceğimde..  Bugün bana geri dönsen ne yaparım diye düşündüm. Sanırım tüm gemileri yakıp dönerdim sana, yakacak o kadar çok gemim var ki... Ama yapardım sonuçta sen hayatımın aşkıydın. Belki bu tarz büyük kelimeler etmemek lazım hayatta ama ben seninleyken çok şey istemedim ki, büyük laflar etmedim ki o yüzden büyük laflar söyleme hakkımı bu sözde kullanıyorum.  Yazmak kolay gelirdi önceleri, şimdi kelimelerimi toparlayamıyorum. Dökülmüyorlar parmaklarımdan. Bu gecemi sana ayırdım, seni özleyip seni düşüneceğim küçücük bir gece ayırdım kendime. Yine gülümsedim seni anarken, üzüldüm üzülmedim değil ama elden ne gelir ki. Elimde kalanlardan başka... İşte o elimde kalanlar da geçmişte kaldı, buna üzülüyorum. Sana hiçbir zaman gitme diyemedim, hoş hala... Devamı

05 06 2014

İçimde Ölen Biri Var!

Uzun zamandır yazmadım buraya. Hayatım o kadar yoğundu ki aklıma gelmedi yazıya dökmek, yaşamayı seçtim bu sefer. Yaşadım da. Hayal kırıklıklarımı, sevinçlerimi, hüzünlerimi, göz yaşlarımı yaşadım. Önceki gibi sadece hayal etmekle kalmadım. Dolu dolu yaşadım. Yeri geldi mutluluktan Nirvana'ya ulaştım, yeri geldi ağlamaktan helak olup dibe vurdum. Yaşamak yorucuydu. Nereden başlasam bilemiyorum o kadar çok anlatacak şey var ki.. Öncelikle Karaktersiz bir adamdan bahsedeyim size. Arkadaşımla yatan, beni kendime dahi değersiz, önemsiz hissettiren birinden bahsedeyim. Öyle bir adam düşünün ki bir anda karşınıza çıkan her şekilde mükemmel olmaya çalışan, bir dediğinizi iki etmeyen, gülümsediğinde ışık saçan her hücrenizi sersemleten biri. Her şey güzel giderken de bir anda içine sıçan biri. Acıya iliklerinize kadar hissettiren, hüznü somut bir nesne gibi yüzünüze çarpan biri. Ne kadar dengesiz biri değil mi? Hayatıma girip 6 ayda beni çok mutlu eden aynı zamanda ağzıma sıçan insan. Çok güzel başladığını söyleyemem ama bir süre gayet iyi idare ettik. O İskenderun'da ben Ankara'da. O sık sık Ankara'ya gelirdi, geldiği süre boyunca yanında olurdum. Toplasanız 1 ay yan yana bulunmuşuzdur, belki daha da az ama fazla değil. 1 ayda ne en fazla ne yaşanabilir demeyin. İnan çok şey yaşanabiliyor, birçok hatıra toplanabiliyor. Mesela kim bir mekanda oturup rakı içerken tesadüfen Onur Akın'la karşılaşır ve Onur Akın'ı dinler? Azdır. Biz (ben) yaşadık(m). Biz diyemiyorum onunla benim için çünkü bir türlü 'biz' olmayı başaramamıştık. Onunla birçok şeyden konuşabiliyorduk konu olarak. Paylaştığımız tek şey ise yataktı. Ne sevgiyi paylaştık ne de saygıyı. Bir insanın sizi sad... Devamı

25 09 2013

Gece Gözlü Adam

Bir çift göz düşünün; kömür karası, gece gibi, sonsuz bir kuyu gibi. Şimdi bu gözlere siyah ama çok uzun olmayan kirpikler ekleyin. Gür ama şekilli siyah kaşlar, hafif çizgili bir alın. Düzgün ama biraz büyük bir burun, pembe renkli hafif dolgun dudaklar, şimdi bunları alın bronz bir tene ekleyin. Simsiyah fırça gibi düz saçlar ekleyin. Ama bu düz saçlar uzadığında kendi kafasına göre hareket edecek kadar dalgalı olabileceğini hayal edin. Böyle bir adamın karşınızda durup gülümsediğini hayal edin, kalbiniz daha hızlı çarptı değil mi? Bu Gece Gözlü Adam hem tatlı hem sert bir yapıya sahip olmalı. Dışarıdan bakıldığında umursamaz, biraz konuştuğunuzda aslında ne kadar çok şey düşünüyor diyebileceğiniz bir yapıya sahip olmalı. Aslında tam aşık olunabilecek biri değil mi? Bu kadarı bile size hayatınızın erkeği olacağına inanmaya yetti değil mi? İşte böyle biriyle tanıştım. Aslında size çok genel bir tanım yaptım. Herhangi biri olabilir bu. Ama o benim Gece Gözlü Adam'ım...  Gece Gözlü Adam kendine çok iyi bak, umarım o gece gözlerine bir gün güneş doğar!  Devamı

17 06 2013

Sesini Duymak

Bugün bir çılgınşlık yapıp eski sevgilim,, şu evlenecek olan, aradım. 10 ay sonra ilk kez sesini duydum. O kadar özlemişim ki.. Bana verdiği mutluluk pahabiçilemez. Adımı söylediğimde tanıdı. Geçen ağustosta aradığım da tanımamıştı da... Evlenecekmişsin dedim evet dedi bende hayırlı olsun dedim. Ne kadar doğal bir konuşma değil mi? Ama gelipte bir bana sorun neler yaşadım o an.. Zihnimden her anı geçerken sesime bir şey yansıtmamaya çalışmak o kadar zordu ki, anlatamam. Hem mutluydum hem de çok üzgün.. Bana gündüz konuşalım, müsait bir zamanda dedi, tabii dedim. Ama bir daha arar mıyım bilmiyorum. Gecenin 4'ü olmasına rağmen benimle iyi konuştu, şaşırdım açıkçası. Benimle iyi konuşmasını hatta konuşmasını bırakın tanımasını bile beklemiyordum. Yarın belki lanetler edeceğim bir şey yaptım ama şu anda kendimi iyi hissediyorum. En azından Ankara'da olmadığını biliyorum. Sakarya Caddesi'nde her yürüdüğümde karşıma onun çıkmasını hayal etmeyeceğim veya beklemeyeceğim.. Ama üzüldüm Ankara'da olmamasına.. Onu o kadar çok görmek istiyorum ki, onun beni görmesini bekliyorum belki eskisi gibi olabiliriz diye.. Ama olmayacak biliyorum. Olmayacak.. Bilmiyorum ama sesi, sesi beni eski zamanlara geri döndürdü. Bir anda karşımda olduğunu hayal ettim. O duygu, sanırım bir daha onunla konuşursam beni öldürebilir. Çünkü onun sesiyle hayatımda olan, konuştuğum her erkeği silmek istedim. Hiçbirini tanımamış olmayı diledim, bir kişi dışında.. O bir kişinin de yeri farklı olduğu için. Ama yine de hangisi deseler sanırım evlenecek olan kişiyi seçerim ama diğeri de hep aklımda kalır. Keşke ikiye bölünebilsem.. İkisininde hayatımda olmasını istiyorum. İkiside beni mahvediyor.. Ama şu konuşma... Şu konuşma kalbimin ne kadar çok acıdığını... Devamı

05 05 2013

Manik Depresifim!

Yaklaşık bir aydır çalışıyorum. Bir kafede iş buldum. Ortamı gayet seviyorum, çalışanları falan benimsedim. Özellikle de patronumu... Ayy canııım o benim.. O kadar yakışıklı ve iyi biri ki.. Özellikle burnu çok güzel. Adam zengin olduğundan giyimi de iyi.. Eh o kadar para bende de olsa bende öyle  güzel giyinirim. Büyük ihtimalle adam ilgimin farkında.. Onunda bana karşı bir ilgisi var, bundan eminim. Özellikle burada çalışan Muratti Rosso arkadaşım aklıma soktu onunda bana karşı bir şeyler hissettiğini. Ama bilemiyorum. Mesafeli, eh iş yeri sonuçta burası.. Ama ne zaman baksam bana bakıyor, hep beni çağırıyor. Ya ilgisi olduğundan ya da ilgimin farkında ve beni kullanıyor. İşte bundan emin değilim. Bir de patronumun bir arkadaşı vaar.. Allah'ım o ne kadar şeker bir adam öyle. Servis yaptığımda hep gülümseyip teşekkür ediyor. Geldiğinde 'Merhaba' diyor. Belki de ben yanlış anlıyorum adam sadece nazik.. Ama şu sıralar çok ilgiye aç olduğum için her şeye farklı bakıyor olabilirim. Benim bu ilgi açlığım başıma dert açacak. Bir insanın sıcaklığına, sarılmasına ihtiyacım var. Çok yanlış şeyler yapabilirim. Bunun farkındayım ama engelleyemiyorum kendimi.. Dün sahnedeki şarkıcıyı 5 dakika içinde ayarttım. Ama kendim için değil, sırf arkadaşım için. Benim tipim değildi, ama kız istedi ne yapayım? Sonra bana diyor ki.. 'Valla bana bile talip çıktı, sana çıkmadı.' Lafların hepsi dilimin ucuna geldi ama sustum. Çünkü seviyorum o kızı, hem de çok seviyorum. Ona bir şey olduğunda ağlamaktan helak oluyorum. İkimizde de manik depresiflik var. Bana bu tehşisi koyan o Murattı Rosso arkadaşım. Az önce okudum gerçekten de manik depresifim. Belirtiler çok uyuyor. Korkuyorum kendime bir şey yapmaktan ama umrumda da değil bir yönden... Devamı

07 04 2013

Anılaaaar

Bugün hep dilmde evlenecek olan eski sevgilim vardı. Bilmiyorum neden ama görüşeceğimize inanıyorum. İçimde bir his var, onunla yüz yüze geleceğim. Bütün gün arkadaşıma iyisiyle kötüsüyle onu anlattım. Anlattıkça ne kadar özlediğimi fark ettim. O kadar özlemişim ki içim acıdı. İlk kez onu her yönüyle bu kadar düşünüp anlattım. Hep iyi yanlarını görür, iyi yanlarını anlatırdım herkese. Ama son 1 haftadır onun bana yaptığı kötülükleri de hatırladım. Durdum, düşündüm bana o kadar çok hata yapmış ki, beni o kadar hiçe saymış ki... Ben bunları bilipte nasıl ona güvenmişim, nasıl onu sevmeye devam etmişim bilmiyorum. Sanırım yüzümü hep güldürmesi ve beni iyi hissettirmesi olabilir. Çünkü onun yanındayken hep huzurluydum, ağlarken bile huzurluydum.. Çok acayiptir ki onun için ağlamak bile beni mutlu ederdi. Evet biliyorum o zamanlar bir şizofrendim. Kendime bir yaşam balonu yaratmıştım. İçinde o ve ben vardım. O balonun içine girdiğimde bana yaptığı her şeyi affedebilirdim. Hatta bana evleneceğini söylerken de o balonun içinde olsaydım onu bile kabul edebilirdim. Onun yanındayken bir kukladan farkım yoktu. O ne derse yapar, ne derse kabul ederdim. Birbirimize üstünlük taslama gibi bir derdimiz yoktu. Biz her şeyi toz pembe yaşardık yan yanayken. Eğer araya mesafe girerse işte o zaman gerçekleri görürdük. Bildiğim bir şey varsa bana bakarken evleneceğini söyleyemezdi. Bu yüzden telefonla söyledi. Ağlardı, ağlardım. Sarılırdı, ağlamaya devam ederdik. Gideceğini söylerken de içimden ‘Gitme, gitme!’ diye haykırırken sadece ‘Tamam.’ Derdim. Buna eminim. Ona hiçbir zaman gitme diyememişken o zaman da diyemezdim. Yalın’ın Gün... Devamı

31 03 2013

Düşük Tansiyon

Kaç günlerdir internetim yok, çıldıracağım. Word’e yazıp duruyorum. İnterneim geldiğinde bombardımana tutacağım sizi yazılarımla. Nasıl da eminim yazılarımı takip edenler olduğuna.. Bu işe ilk adım attığımda PuCCa’mız gibi olacağımı hayal etmedim ama en azından birkaç takipçim olur diye umut ediyordum. Göt olduğum belli.. Kaçıncı yazım bilmiyorum, hoş iki elin parmaklarını geçmez ama olsun.. 2-3 ay oldu blogu açalı.. Hani bir yorum, bir mesaj falan hiçbir şey atan yok. Çok kafama takmıyorum, zaten buraya günlük muamelesi yaptığımdan da sıkıntı yok. Siz, okuyanları, hayali arkadaşım varsayıp samimiyetle yazıyorum. Şu sıralar arkadaşlarım pek beni dinleme merakı içinde değiller de her neyse. Bu aralar hayatım güzel derken telefonum bozuldu. Moralim çok bozuk. Ekran bembeyaz! Hiçbir halt görünmüyor. Kimin aradığını da göremediğimden sesi tanıyana kadar yabancı biriyle konuşuyormuşum gibi hissediyorum, eminim karşı taraftakilerde öyle hissediyorlar ki sonra kendilerini tanıtıyorlar.. Her insana da durumu açıklamak zor geliyor. ‘Nasıl oldu?’ , ‘Ay dikkat etsene.’, ‘Yaptırırsın, sıkıntı yapma.’ Bende gerizekalı değilim yaptırabileceğimi biliyorum ama zor geliyor. Kalk yatağından, giyin, hazırlan, Kızılay’a git, telefoncu bul, yapılmasını bekle, sonra tekrar yurda dön. Tabii trafiği de atlamayalım. O kadar zor kiiiii.. Ama bir arkadaşım dışarıya, alışverişe çağırdığında hemen kıçımı kaldırıp 5 dakikada hazırlanıyorum. Nasıl bir önceliğim olduğunu anlamışsınızdır. Bazen yemek yemek bile zor geliyor, o derece üşengeç oldum şu aralar. Sanki biri üzerime ölü toprağı serpmiş. İçime bir emekli yerleşmiş. Bu birçok örnekle açıklayabilirim ama aklıma gelenler şu anda bunlar. Bugün başıma bir şey g... Devamı

31 03 2013

Başka Bir Bakış Açısı

Hayat her şeye rağmen yaşamaya değer. Hayatta her şey ters gider bir dönem, allak bullaktır, saçma sapandır. Aslında sadece öyle görülmek istendiğindendir. Başka bir açıdan bakıldığında ise o kadaar muhteşemdir ki gözleriniz kamaşır. İşte bende aynı o durumdan geçtim. Buraya da yazdım. Eski sevgilim evlenecek, uğruna İzmir’imi bıraktığım adam daha önceleri en yakın dostum dediğim insana yavşadı, numarasını istedi. Hayatım şu 1 yıl hiç olmadığı kadar mahvoldu. Ama ne oldu? Her zaman en iyi noktalarından yakalamaya çalıştım hayatı. Değişiklikler yaptım, kendimde, çevremde. Ve işte sonunda, en sonunda ektiğim hayatı biçmeye başladım. Umutlarımın meyvelerini toparlıyorum. Hayatım tıkırında, arkadaşlarıma o kadar değer  vermemeye, doğru düzgün seçmeye başladım. Yeni arkadaşlar edindim en sağlamından, en hasından. (Umarım onlardan da bir kazık yemem, özellikle birkaçı bana çok koyar!) Eskiyi ardımda bırakmaya başladım, sadece başındayız daha ama olsun. Olacak artık o anılarda mazi olacak. Derslerim iyi, çok iyi de olacaklar (en azından düşüncelerim bu yönde).  Ve diğerlerinden biraz daha alt sıralarda olması gerekirken benim için daha üst sıralarda olan aşk hayatı.. Şey tam olarak bir aşk hayatım olduğu söylenemez tabii ama olsun, tabir böyle.. Daha önce de yazdığım gibi yeni bir başlangıç var, çok güzel başladı dediğim hani. İşte onunla da her şey çok güzel (amaaaan nazar değmesin, kaşıyın!). Kem gözlerden uzak bir ilişkim olsun ki bozulmasın, çünkü bu insanı kaybedersem gerçekten üzülürüm. Bugün iki arkadaşımla tanıştırdım. Telaşa gerek yok bunlar sağlam kişilikli kızlardır, ruhlarında kevaşelik yok. Öyle oturup biraz konuştuk. Kızların dediği şey “Ay çok yakışıyorsunuz. Hem sana da &cce... Devamı

25 03 2013

Kader Kısmet

Her şey kader, kısmet. Alında ne yazıyorsa o. Bu söze uyan bir olayım var. Hoş, ben pek öyle değerlendirmiyorum. Bence her şey seçimlerden ibarettir. Kader diye bir şey yoktur. Özellikle de başı sonu belli olan yazılmış bir kader. Hayatımızı seçimlerimizle biz yönlendiririz. Eğer ben dün dışarı çıkmasaydım da arkadaşıma gitseydim onunla tanışamazdım. Onunla tanışmasaydım anlık bir mutluluk yaşayamazdım. Önceki insanı aşamazdım. Hani tam da aşmış sayılmam ama olsun, en azından bir adım attım. Tanıştığım kişi beni mutlu edecek gibi görünüyor. Kibar, nazik, anlayışlı ve ilgili.. En azından böyle görünüyor. Bana başka birini hatırlatıyor ama önemsemiyorum. Ben onu o olduğu için tanımak istiyorum. Başkasına benzediği için değil ve öyle de yapıcam. Önyargılıyım, mesafeliyim, ona oranla biraz daha çekingen ve dalgaya alıyorum ama bunların hepsini kendimi korumak için yapıyorum. Ona kapılamam, şimdi olmaz. Başka birisini aklımdan çıkarırken ona bağlanamam, hemen bağlanırsam çok acı çekerim. Gerek var mı hayatımda başka kalp acılarına? Tabii ki yook. Ama şöyle bir şey var ki ona kendini kaptırmamakta çok zor, öyle ilgili öyle ilgili ki insan hep yanında olsun istiyor. Ve ben uzun zamandır ilk defa bir insanı tanımak istiyorum, gerçekten o olduğu için. Tampon olarak kullanmak istemiyorum acılarıma. Eski yaralarım kendiliğinden kapanacaklar onu buna alet etmeyeceğim. Bakalım göreceğiz ne olup biteceğini.. Güzel başladık, güzel devam etsin.. Biterse de güzel bitsin isterim. Haa, bu arada Kevaşe Arkadaş Dramı adlı yazımda bahsettiğim önceden sevdiğim adam var ya, arkadaşımın yavşadığı... İşte bugün mesaj attı, o kevaşe arkadaşımın numarasını istedi. Ben de sormadan veremeyeceğimi söyledim ve kıza adamın numarasını attım. Artık ne yaparlar bilmem, benden &... Devamı